Avrupa Birliği 2050 sonrası için taşıma araçları tasarımlarını yeniledi. Avrupalı uzmanlar toplu taşımacılıkta çevreyi kirletmeden hız ve konforu yakalayan teknolojilerin desteklenmesini istedi. İşte bazıları... Sürücüsüz Kapsül Geleceğin taksisi denilen bu dört koltuklu araçlar, bugünkü otomobillerin dörtte biri enerji harcayarak, belirli rotalarda otomatik olarak hareket ediyor. Gelişmiş navigasyon ve güvenlik sistemleri kapsülleri trafiğe yakalanmadan ortalama saatte 32 km. hızla kazasız belasız hedefine ulaşmasını sağlıyor. Bir prototipi Londra Heatrow Havalimanı’nda hizmet vermeye başladı. Kapsüller 2030’da şehir içine inebilir. Zeplin Bu dev balonlar Hinderbung Faciası’ndan 70 yıl sonra yeniden gözde oldu. Çünkü zeplinler ticari uçaklardan çok daha az enerji harcıyor, dev havaalanları gerektirmiyor ve alçak irtifada uçabiliyorlar. Almanya’da NT Zeppelin firması 1000 km menzilli küçük zeplinleri ile birkaç rotada yolculara hizmet vermeye başladı...
Arjantin kökenli “ofis-kafe” zinciri Urban Station’ın İstanbul’daki ikinci şubesi Galata’da açıldı. Zincirin Avrupa ve Ortadoğu haklarını elinde tutan genç Türk girişimciler büyümeye kararlı. İstanbul Beyoğlu’nda, Türkiye’nin kendine has binalarından biri olan Doğan Apartmanı’nın da bulunduğu son dönemde en ‘hip’ mekânlarına ev sahipliği yapan Serdar-ı Ekrem sokağa geçen ay sıra dışı bir dükkân daha eklendi. Ama Tünel’den Kuledibi’ne uzanan sokaktaki bu dükkânın ne olduğunu bilmeyenlerin işi hemen çözmesi kolay değil. Çünkü sarı tabelasındaki “Urban Station” yazısı, vitrinindeki sepetli sarı bisiklet, kırmızı Londra tipi telefon ve boş masalar buranın ne tür bir işyeri olduğuna dair ipucu vermiyor. Kafe gibi görünüyor ancak ortalıkta servis elemanı görmek mümkün değil. İnternet kafe deseniz, masalar var ama kurulu bilgisayar yok. Çünkü burası Türkiye’de henüz bilinmeyen dünyada ise sadece dört ülkede bulunan bir “ofis-kafe”. Türkiye’de bu konseptin bilinmemesi doğal çünkü 13 bin...
Ayrton Senna ölümünün 20’inci yılında Formula 1 tarihinin en gözü pek; paraya, politikaya, hileye hurdaya prim vermeyen pilotu olarak anılıyor. Pistte yaşamını kaybeden son pilot olan Senna, motor sporlarının güvenlik standartlarını değişmesine yol açtı, o günden sonra kimse pistte direksiyon başında ölmedi. Yağmurlu havalardaki üstün performansı ile Rainman lakabını alan Senna agresif rekabetçiliği ile motor sporlarının en büyük heyecan kaynaklarından biriydi. O, bu diyarlardan göçeli Formula 1’in eski tadında olmadığını düşünenleri sayısı çok. San Marino’da pırıl pırıl bir 1 Mayıs sabahıydı. Imola pistinde, yarış otomobillerin egzoz dumanı henüz bahar çiçeklerinin doğal parfümünü bastırmamıştı. Seyirciler çoktan yerini almış yarışı bekliyordu. Çoğunun aklı, Brezilya bayrağından esinlenmiş sarı-yeşil kaskı markası haline gelen gözüpek pilot Ayrton Senna’daydı. Formula 1’in o güne kadar gördüğü en agresif yarışçısı, “İkinci sadece kaybedenlerin birincisidir” diyecek ...
Yorumlar
Yorum Gönder