Kayıtlar

Çevre etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Koylara kıymayın artık!

Resim
Bodrum son bakir koyları da bir bir imara açılıyor. Kaşla göz arasında yapılan imar plan tadilatları ile yeşil koylara betonlaştırılıyor veya balık çiftliklerine açılıyor. Bodrum’un denizcileri, mavi tur şirketleri, sivil toplum örgütleri, ticaret odası ve çevreciler doğa katliamına isyan ediyor Halikarnas Balıkçısı, Azra Erhat ve Sebahattin Eyüboğlu,1950’li yıllarda Bodrum’da balıkçı tekneleri ile i başladıkları Mavi Yolculukları yıllar içinde İzmir’den Antalya’ya kadar uzatmışlardı. Azra Erhat’ın bir Mavi Yolculuk dönüşü yazdıklarına bir bakın: "Daha yirmi dört saat olmadı mavi yolculuktan döneli. Bakır tepsinin üstünde serili duruyor getirdiklerim. Odada bir deniz, bir yosun kokusu. Gökova'nın yellerine karışınca açıklık, sağlık soluyan bu koku apartman odasının dört duvarı arasında can çekişiyor, ağlardan güverteye sıçrayan balıklar gibi keskin fırlayışlarla çevresini arıyor sanki." Azra Erhat ve arkadaşları için Mavi Yolculuk bunlar sadece deniz seyaha...

Yeşil devrim makineleri

Resim
Türkiye'nin yeni yeşil hastanelerininden birinini maketi. Elektrik elde ederken ısı ve soğutmayı da sağlayan kojenerasyon ve trijenerasyon teknolojisi, enerjide verim ve tasarrufu en üst seviyeye taşıyor. Enerjiye 60 milyar dolar harcayan Türkiye’de fabrikalardan sonra hastane, AVM’ ve otellerinde sisteme ilgisi artıyor. Sistemlerin toplukonut projelerinde kullanılması için teşviklere ihtiyaç var. Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu ekim ayında Samsun’da “yeşil hastaneler” projesinibaşlattı. Projenin hedefi, fosil yakıt kullanmayan, kendi elektriğini üreten, yenilenebilir enerji kullanan “yeşil hastanelerin” sayısını artırmak. Bu amaçla k apasitesi 250 yatağın üzerindeki hastanelere doğalgazdan ısıtma-soğutma ve elektrik üretimi yapılması yönünde dönüşüm zorunlu hale getirildi. Müezzinoğlu,“Projeyle hastanelerdeen az yüzde 30'a varan enerji tasarrufu sağlamasını hedefliyoruz” diyor. Yüksek Verimli Kojenerasyon sistemi – 500 kW.  Enerji Bakanlığı, Türkiye...

Usta Chen’den Üstad Chen’e

Resim
İhracat odaklı büyüme modelinden dünyanın krize girmesiyle vazgeçen Çin, yatırım odaklı büyüme modelinin de sonunu görünce dümeni Ar-Ge’ye çevirdi. Dünya devlerinin inovasyon merkezlerini buraya taşımasıyla da “yaratıcılık” merkezi olmaya çok yakın. Çin’e gidenlere verilen öğütlerin başında Çinli taksicilere asla yol veya mekân tarif etmeye çalışmaması gelir. Çünkü ne İngilizce anlarlar ne de acemi ağızlardan dökülecek “kırık Çinceyi”. En doğrusu adresi bilen birisine Çince yazdırmak ve Pekinli veya Şanghaylı şoförün eldivenli eline tutuşturmaktır. Ama bu sıkıntılı durum yakında değişebilir. Zira geçen ay Çin’de bir Ar-Ge merkezi açacağını duyuran Alman otomotiv devi Audi’nin merkezde görevlendireceği Çinli ve Alman 300 mühendise verdiği görevlerden biri “Çince-İngilizce opsiyonlu bir navigasyon cihazı” geliştirmek. Audi navigasyonu diğer markalardan (özellikle taksicilerin bayıldığı Toyota’dan) kıskanmaz ve paylaşırsa Çinli şoförler de ülkeyi her yıl ziyaret eden -çoğu işadam...

Milyar dolarlık boru: BioPipe

Resim
Enes Kutluca’nın icadı atık su arıtma sistemi “BioPipe” foseptikten kurtarırken ciddi su tasarrufu sağlıyor. Belediyeler bu sisteme sahip çıkarsa atık su toplama ve arıtma işi için her yıl 1,5 milyar dolar harcamaktan kurtulabilir. İstanbul Anadolu yakasındaki Çavuşpaşa mahallesinde, ormanın kenarında 13 villalık bir site temel bir kent hizmetinden, kanalizasyon sisteminden mahrum ama sakinleri hallerinden memnun. Çevrede ne kötü koku var ne de sinek. Çünkü bu site atık suyunu kendisi arıtıyor. Bunun için dev bir arıtma tesisi inşa etmiş değiller. Onun yerine villalarının bahçelerine BioPipe adında, bazalı tek kişilik yatak büyüklüğündeki arıtma sistemini yerleştirmişler. “BioPipe devreye girdiğinden beri ne çevreyi kirletmekten ne de hastalıktan korkuyoruz” diyor site sakinlerinden Mehmet Özkan. Arıtılan atık suyu bahçe ve araba yıkamada kullandıkları için su harcamaları da azalmış. Her ay foseptikleri boşaltmak için vidanjörlere para ödemekten de kurtulmuşlar. Özkan, “Bence bele...